Gabyr-Kabir
KABİR
Kabir ve
Sorgusu
Gönlünün sevinç
ve neşeden uçar gibi olduğu veya hüzün ve ibretle dolduğu o anda kendini bir
düşün! Kabri ve onun dehşetli manzarasını, oradaki iki meleği ve Rabbine olan
imana ilişkin sorularını bir tasavvur et! Ya Rabbinden gelen kesin söz (Kelime-i
Şehadet) ile desteklendiğinden sebatlı ve kararlı
veya yardımsız, şaşkın ve ürkeksin. O iki meleğin sorgulamak üzere tutup seni
oturtmak için çağırdıkları anki seslerini düşün! O daracık mezar çukurunda
oturuşunu göz önüne getir. Kefenlerin iki yanına düşmüş, gözünün üzerine
konulmuş pamuklar yerlerinden ayrılıp ayağının yanına kaymıştır. Bunları
düşün, sonra da onların şekline ve vücutlarının büyüklüğüne gözünü dikişini bir
tahayyül et! Eğer onları güzel şekilleriyle görürsen, kalbin başarı ve kurtuluşa
erdiğini kesin olarak anlar. Eğer kötü manzaralarıyla görürsen, gönlün mahv ve helakine kanaat getirir. Düşün onların nağme ve
sorularıyla ses ve sözlerini; sonra da eğer sebat lütfetmişse Allah’ın desteğini
veya seni yalnız başına yardımsız terketmişse
şaşırtmasını!Kabrin Cennet
ve Cehenneme Açılması
Ya kesin veya
şaşkın ve şüpheli cevabını düşün! Şanı yüce Allah sana sebat ihsan etmişse o
iki meleğin sevinçle sana yöneldiklerini, Cehenneme kapı açmak için
ayaklarıyla kabrin yanlarına vurduklarını bir düşün! Sonra Cehennemin,
ateşiyle kızışıp kaynayışını, o anda meleklerin seninle olan konuşmalarını göz
önüne getir. Cenab-ı Hakk’ın seni koruduğu bu
manzaraya bakıp duruyorsun. Bundan dolayı gönlünün neşe ve sevinci bir kat daha
artar. Acz ve zaafına rağmen nasıl bir ateşten
kurtulduğunu gözlerinle görüp inanırsın.
Sonra o iki
meleğin, ayaklarıyla kabrinin yanlarına yeniden vurduklarını, mezarının, ziynet
ve nimetleriyle Cennete açılışını ve meleklerin şu sözlerini bir tahayyül et:
“Ey Allah’ın kulu! Cenab-ı Hakk’ın senin için
hazırladıklarına bak! Bu senin makamın ve kavuşacak yerindir!” Bu Cennet
nimetlerini ve saltanatının gözalıcılığını ve bu
müşahede ettiğin nimetlerle parlak güzelliklere bir gün kavuşacağını görmekten
gönlünün sevinç ve neşesini düşün!
Eğer böyle
değilsen, bütün bunların tersini; azarlanışını, Cenneti görüp de meleklerin
sana söyleyecekleri, “Aziz ve Celil olan Allah’ın seni mahrum bıraktığına bak!”;
Cehhenemi görüp de sana yöneltecekleri, “Allah’ın
senin için hazırladıklarına bak! Bu senin yurdun ve varacak yerindir!”
şeklindeki sözlerini düşün! Bu ne büyük tehlike!
Bu iki hâlden
hangisinin kabirde senin hâlin olacağını öğreninceye kadar, dünyada sana ne
büyük gam ve üzüntü vardır! Sonra yokluk ve peşinden de imtihan! Nihayet
eklemlerin parçalanacak, kemiklerin mahvolacak, vücudun da çürüyüp dağılacak.
Fakat, ölüm meleğinin verdiği müjdenin hüzün veya
sevinci ruhundan hiç geçmeyecek. Canın, sürekli olarak yeniden diriliş anında
karşılaşacağı Allah’ın gazab ve azabının veya O’nun
rıza ve mükâfatının bekleyişi içinde bulunacaktır.
Sen bunu
bekleyip dururken ruhun Cennetteki makamına veya Cehennemdeki yerine arzedilecektir. Ruhunun hasret ve üzüntüleri ya da neşe ve
sevinci ne büyük olacak! Nihayet ölülerin bekleme süresi tamamlanacak. Yer ve
gök, sakinlerinden boş kalacak. Hepsi bir zamanlar canlı ve hareketliyken sönüp
kalacaklar. Artık ne duyulan bir ses, ne de görülen bir karartı vardır. Sadece
O En Yüce Cebbar olan Allah Tealâ kalmıştır. Tıpkı
azamet ve yüceliğiyle tek ve yalnız olarak ezelde olduğu gibi!
Состояние архива
● Полный текст
● Сохранено комментариев: 2/2
Опубликовано на сайте: teswirler.com · Источник: копия Web Archive — ertir.com, 19 мая 2012 · Открыть оригинал ↗
Комментарии 2
Turkmen dilinde bolanda has hem gowy bolardy,dushunip bilmedim
Tùrkmence ýazaýmaly ekeniñ. Jojukca (tùrkce) 7azypsyñ.