Ne! Nasıl? Olamaz!
Birbirimize tahammülümüz olmadığı için fikirlerimize de saygımız yok. Beğenilerimize de. Ya da beğenmediklerimize… Birisinin zevkini; dinlediği müziği beğenmeyip “bu şarkı da dinlenir mi” demek suretiyle yok sayabiliyor, kendi zevkimizin küresel olduğunu zannediyoruz. Bu da yetmiyormuş gibi bir de zevkimizi dikte ediyoruz. Biz, “o şarkıyı” ya da “şarkıcıyı” beğeniyorsak onu “en iyi” kabul ediyor, eğer beğenmiyorsak da onu “kötü” varsayıyoruz. “Nasıl dinlenir” diye yadırgıyoruz. Birimiz kırmızı renkte bir arabayı beğendi diye onunla kafa buluyor, “siyah arabanın vazgeçilmezliğini” savunuyoruz. Yani kırmızı renkteki bir arabanın da bir başkası için vazgeçilmez bir renk tonu olduğunu kabul etmiyoruz. Şahan Gökbakar’a gülenlerin zeka durumu ile alay ediyor, eğer Cem Yılmaz’a gülünüyorsa gülene entel gözle bakıyoruz. “Cem Yılmaz’a gülüyorsa, zekidir” yaklaşımı içerisinde müthiş bir yanılgının tam içerisine düşüyoruz. Hülasa siyasette, günlük hayatta beceremediğimiz “farklı fikirlere saygı gösterme, zıt görüşleri de anlayabilme” melekelerini, birbirine benzemeyen zevklerde de gösteremiyoruz. Günlük konuştuğumuz jargonda “sen” diline yer yok. Her tarafımızı “ben” sarmış. Boğazımıza kadar enaniyetin içine batmışız. Bunun içindir ki bence; “benim beğendiğim en iyidir, senin beğendiğin ise kötü” anlayışı, günümüz konjonktürünün en temel ve kronik problemidir. İnsanın kendisini ve kendisinin beğendiği şeyleri sevmesini anlayışla karşılayabiliriz. Ama kendisinin beğendiğini beğenmeyeni veya karşısındakinin beğendiğini beğenmeyeni “saçma bulan” anlayışı kabul edemeyiz. Yaşadığımız kısa ama değerli hayattan zevk alabilmemiz için başkalarının zevklerini de “hoşlanılabilir” bulmalıyız. Birbirine benzemeyen zevkler, insanlar arasındaki farklılıkların en somut ve anlaşılır örnekleri. Ama ekseriyetle bunu “sınıf farkı”
olarak görmek, mantık dışı. Eğer birisi, uzun bir yolu uçakla seyahat
ederek geçmek yerine, arabayla seyahat edip saatler geçirerek bitirmek
istiyorsa ve bundan mutlu oluyorsa bu tercihi “zevkler tartışılmaz” mukabilinden yoruma kapatmamız gerekir. Velhasılı kelam; zıt zevklere saygı göstermek bir bakıma mecburiyettir. Bir beğeniye karşılık “nasıl olur” gibi bir soru abesle iştigaldir. “Erkekliğin şanından” sayılan futbol oynamak, izlemek, sigara içmek, yeri geldiğinde içki alıp demlenmek birisinin tercihi değilse, bu onun “erkek olmadığını” göstermez. Yemek yapmayı seviyor, ev temizliği yaparken mutlu oluyorsa, müzik dinliyor, şiir yazıyorsa bunlar da onun “kadınsı” olduğunu göstermez. Zevki budur ve odur yani. Nitekim ben gayet ve harbi bir erkeğim ve kadınsı düşünmüyorum. Yarın akşamki yemekte de soya soslu tavuk düşünüyorum. Yerleri sildim nasılsa, biraz müzik dinler, maç başlayınca uyurum.
Arhiwiň ýagdaýy
● Doly tekst
● 16/16 teswir saklanypdyr
Ýazylan saýty: teswirler.com · Çeşme: Web Archive nusgasy — ertir.com, 10 maý 2012 ý. · Asyl sahypany gör ↗
Teswirler 16
Sylar,senem beyle zat yazyanmay:-P
o zatlar keypime göra uytgeya
Bak bunu bilmiodum;-(
Blin turkmencheee
agam iki el iki ayagym bn goshulyan! meng ozumem gaharly wagtym beter kritik bolyan, gowy hasiyeda dal...
+1
Halamadym
+1
degishik yaklashim
TMcha?
Muaz Kalayci diyilyan türk jurnalisde degişli bu makala..
agree with u
Hany türkmen4esi ?
türkmençesi yok sebabi özüne degişli dal..
bende sandimki oyle guzel yazabilen varsa hemen tanysmaliyim dedim kendi kendime Neyse bizimle paylastigin icin tesekkur ederim
yazi hakkinda ne diyebilirimki tipik turk yazarlari